Ana Sayfa / _Makaleler / Dünyadaki kötülüğün merkezi: İngiliz derin devleti

Dünyadaki kötülüğün merkezi: İngiliz derin devleti

katehon adnan oktar the hub of world evil the british deep state Dünyadaki kötülüğün merkezi: İngiliz derin devleti

Kötülük tarih boyunca hep tek bir merkezden yönetilmiştir. Yeryüzünde savaşı ve katliamları yaygınlaştıranlar emir komuta zinciri altında hareket etmekte ve tek bir noktadan çıkmış planları uygulamaktadırlar. 20. yüzyılın büyük savaşlarının, sömürgeciliğin, katliamların, Ortadoğu ve Afrika’nın bölünmesinin, ekonomik krizlerin sadece tek bir merkezi vardır. Kötülük 8 kollu bir ahtapot gibidir. Gözlerimiz ilk önce çok hareketli kollarına takılır. Fakat tüm bu kolları yöneten bir beyin vardır. Beynin emirleri ile kollar mükemmel bir koordinasyon ile tek bir hedefe yönelik hareket ederler. Kolların bağımsız hareket ediyor gibi görünmesi ise sadece göz yanılmasıdır. Hepsi bu tek bir beynin kontrolündedir. Üstelik kötülük piramit benzeri hiyerarşik bir yapıdır. Ne kadar geniş bir tabana da sahip olsa, yüzlerce katmandan da oluşsa en tepesinde tek bir nokta vardır ve bu noktanın, altında bulunanlar üzerinde mutlak bir hâkimiyeti vardır.

Ahtapotun kollarına dikkat vererek ya da piramidin alt kademelerini hedef alarak kötülükle mücadelede sonuç almak imkânsızdır. En tepede sistemi kontrol eden, yöneten, emir veren ve son sözü söyleyenle birebir fikren mücadele edilmelidir. Bu fikri mücadelenin özünü de tepedeki söz konusu noktanın deşifre edilmesi oluşturmalıdır. Zira bu güç hedef şaşırtıp kendini saklayabildiği için bu kadar etkili olmakta, gizliliğin tüm çirkin avantajlarını kullanmaktadır.

Bugün dünya çapındaki kötülüğün başından bahsedilirken birçok adayın ismi geçmektedir. Adları çokça zikredilen ABD ve İsrail derin devletleri, Birleşmiş Milletler, NATO ya da AB gibi yapılar, CIA, MOSSAD ya da Gladio gibi örgütler, Illuminati, Masonluk, Skulls and Bones, Gül Haç, Tapınakçılar gibi gizli teşkilatlar, Wall Street’teki finans baronları, petrol Tröstleri, Çok Uluslu Şirketler gibi dünya ekonomisini kontrol edenler bu sistemin çarkları olarak anılır. Ahtapotun kolları, piramidin alt katmanları olarak kabul edilir.

İngiliz Derin Devleti ise asırlardır bu hiyerarşinin en üst noktasında olmuştur. Ortadoğu’yu kana bulayan politikalar İngiliz Derin Devletinin eseridir. Ortadoğu devletlerinin çoğunu İngiltere kurmuştur. Ortadoğu ülkelerinin sınırları Churchill’in başkanlık yaptığı Kahire Toplantısı’nda çizilmiştir. Söz konusu ülkelerin yöneticilerinin çoğunu İngiliz Derin Devleti seçip göreve getirmiştir. İngiliz derin devletinin adamları Lawrence, Gerthrude Bell, General Allenby, Orde Wingate, Hubert Young, Sir Percy Cox, Herbert Samuel vs bu kadroları bulmuş, yetiştirmiş ve yetkilendirmiştir.

20. yüzyılda Ortadoğu’yu yöneten kadroların büyük çoğunluğu Sandhurst Military Academy, SOAS- School of Oriental Studies, Exeter,  Cambridge veya Oxford gibi İngiliz okullarında eğitilmiş ve İngiliz Derin Devletinin planlarına hizmet edecek şekilde göreve getirilmiştir. Elbette söz konusu okullarda yetişen sayısız dürüst, samimi, iyi insanlar vardır. Ancak bu okulların İngiliz derin devleti tarafından birer eğitim merkezi olarak kullanıldığı da açıktır. İran’daki Musaddık darbesinin, Türkiye’deki 60,71, 80, 98 ve 2016 darbelerinin, Mısır, Suriye ve Irak’ın darbelerle dolu tarihinin arkasında da hep İngiliz Derin Devleti vardır.

Bugün dünyayı yönettiği iddia edilen CIA ve MOSSAD’ı İngiliz istihbaratı olan MI6 kadroları kurmuş ve ajanlarını yetiştirmiştir. Edward Snowden’in afişe ettiği dünyanın en büyük gözetleme sistemi olan Five Eyes İngiliz kontrolündeki Avusturalya’da kurulmuştur. Five Eyes’da ABD istihbaratının çevresi Kanada, Yeni Zelanda, İngiltere ve Avusturalya istihbaratları ile çevrilidir. Bunların tamamı İngiliz Milletler Topluluğu üyesidir.

Milletler cemiyeti İngiltere’nin kontrol ettiği 1919 Paris konferansında kurulmuştur. Konferans büyük oranda İngiltere’nin planlarını hayata geçirmiştir. BM‘in bir çok kararının arkasında da İngiliz Derin Devleti vardır. NATO’nun, Gladio’nun, AB’nin baş mimarı İngiliz Başbakanı Churchill’dir. Kurucuları ve ilk yöneticileri hep İngilizlerdir. Bu tarihi gerçekler söz konusu kurumların veya örgütlerin tamamen yanlı olduklarını göstermez. Kuşkusuz BM’nin bir çok faydalı hizmeti olmakta, her istihbarat örgütü kendi ülkesi için önemli hizmetler vermektedir. Ancak bu durum, söz konusu kurum ve örgütlerin yapılanmasında ve bazı kararlarında İngiliz derin devletinin karanlık etkisinin olduğu gerçeğini değiştirmez.

Amerikan Merkez Bankası FED de Bank of England tarafından kurulmuştur. Dünya ekonomisine yön veren Rothschild ailesi İngiltere merkezlidir. Soros İngiltere’de eğitim almıştır.

Osmanlı’yı yıkan, Anadolu’yu işgal eden İngiliz derin devletidir. Komünizmin kurucu kadrosu İngiltere’de toplanmıştır. Marx ve Engels Komünizm’in temel taşını oluşturan Komünist Parti Manifestosu ilk olarak İngiltere’de basılmıştır. Das Kapital dahil tüm ana eserleri orada yazmıştır. Liberalizmin kurucuları Adam Smith ve David Ricardo İngiliz’dir. 20. yüzyılda dünyayı kana ve savaşlara bulayan sosyal Darwinizm’in ideolojik temelini oluşturan Darwin İngiliz’dir. Soros’un Açık Toplum hareketinin fikir babası Karl Popper İngiliz’dir. Ateizmin 21. yüzyılda bayrağını taşıyan Richard Dawkins İngiliz’dir. Şunu hemen belirtmek gerekir ki, İngiliz halkı sevecen, samimi, güzel ve temiz bir halktır. İngiliz derin devletinin yapılanmasını deşifre etmek İngiliz halkını da asırlardır canlarını yakan bu beladan kurtaracaktır.

İngiltere tarihte 22 ülke hariç tüm dünyayı işgal etmiştir. İşgal coğrafyasını hatırlayalım… Antigua ve Barbuda, Avustralya,Bahamalar, Bangladeş, Barbados, Belize, Botsvana, Britanya Hint Okyanusu Toprakları, Britanya Virjin Adaları, Brunei… Cayman adaları, Cebelitarık Christmas Adası, Cocos Adaları, Cook Adaları… Dominika, Falkland Adaları, Gambiya, Galler, Gana, Grenada, Guyana, Güney Afrika, Hindistan, İskoçya, Jamaika, Kamerun, Kanada, Kenya, Kiribati, Kuzey İrlanda, Lesotho… Bitmedi…Malavi, Maldivler, Malezya, Malta, Mauritius, Mercan Denizi Adaları, Montserrat, Mozambik; Namibya, Nauru, Nijerya, Norfolk Adası… Bitmedi… Papua Yeni Gine, Pitcairn Adaları, Ross Bölgesi… Devam ediyor… St. Kitts ve Nevis, St. Lucia, St. Vincent ve Grenadinler, Samoa, St. Helena, Seyşeller, Sierra Leone, Singapur, Solomon Adaları, Sri Lanka, Svaziland…Dahası var… Tanzanya, Tonga, Trinidad ve Tobago, Tokelau, Turks ve Caicos Adaları, Tuvalu, Uganda, Vanuatu, Yeni Zelanda, Zambiya… Tüm bunlar İngiliz Milletler Topluluğu üyeleri… Bu ülkelerin bazılarında seçimler yapılıyor, Başbakan atanıyor… Ancak bu seçilmiş yönetimlerin üzerine hala Londra’dan bir Vali atanıyor. Yani İngiltere, o ülkelerin en tepesine vilayetiymiş gibi “VALİLER gönderiyor. Seçilmiş hükümet kararlar alıyor, atanmış İngiliz Vali’nin önüne getiriyor. Atanmış Vali Kraliçe’ye soruyor. Kraliçe “Evet” veya “Hayır” diyor. ABD eski İngiliz kolonisidir. Sadece 150 yıl evvel İngilizlerin kışkırttığı bir iç savaşta 1 milyon Amerikalı kardeş kurşunuyla can vermiştir. Ülkenin tüm alt yapısı yıkılmıştır. ABD İngilizlerin ayak oyunları ile 2. Dünya Savaşı’na girmek zorunda kalmıştır. 1. ve 2. Dünya Savaşları sonrasında barış görüşmeleri İngilizlerin kontrolünde ilerlemiştir. İngiliz derin devletine karşı koyan ABD başkanları ya görevden alınmıştır ya da suikasta uğramıştır. Son günlerde gündemde olan Trump aleyhine sahte raporu hazırlayanın da eski bir İngiliz istihbaratçısı olması dikkat çekicidir.

Afganistan ve Irak işgallerinin, İran-Irak Savaşı’nın, İran Devrimi’nin, Kızıl Hilal Projesi’nin, Ortadoğu’nun parçalanmasının, Medeniyetler Çatışması ve Müslüman Savaşları Çağı’nın fikir babası Bernard Lewis İngiliz askeri istihbarat görevlisidir. SOAS’ta 30 yıl hocalık yapmıştır. 1974’te ani bir kararla ABD’ye gelen Lewis o dönemden bu yana neredeyse tüm ABD başkanlarının Ortadoğu konusunda başdanışmanlığını yapmıştır. Kissinger, Brezinski, Huntington ve son dönem ünlü neoconların eğitmenidir. ABD politikalarını gerçek manada yazan kişidir.

Sömürgecilik, kolonicilik ve köleliğin merkezi de İngiliz derin devletidir. Çin, Hindistan Endonezya ve Malezya asırlarca İngiliz boyunduruğunda kalmıştır. Çin’i afyona alıştıran, Hindistan’ı açlıkla terbiye eden, Doğu Hindistan Şirketi ile tüm Güneydoğu Asya’yı terörize eden yine İngiliz Derin Devletidir. Şimdiki zamanlarda dönemin İngilteresi’nin Hindistan’da yaptığı soykırım pek hatırlanmaz. 150 yıl önce 330 milyonu açlıkla yüz yüze bırakan dönemin İngilteresi 1 milyondan fazla Hintlinin ölümüne yol açmıştır.

Bugünkü radikal terörizmin kurucularının büyük kısmı El-ezher üniversitesinde eğitim almışlardır. El-ezher üniversitesini bu konuma getiren Mısır Sömürge Valisi, Anglosakson ırkçısı ve evrimci Lord Cromer’dır. Lord Cromer’ın finanse edip desteklediği Muhammed Abduh ile birlikte El-ezher İslam dünyasında Sosyal Darwinizm’in merkezi haline gelmiştir. Bu kadrolar radikal İslam’ın ideologlarıdır. Lord Cromer’ın kurduğu sistem 30 yıl içinde tüm İslam alemini etkisi altına almıştır. Bu negatif etki bugünkü savaş ortamının ana sebebidir.

Bugün terörizmin en çok can aldığı Pakistan, Afganistan, Irak, Nijerya, Suriye, Yemen hep İngiliz işgali altında olmuştur. Usama bin laden İngiltere’de eğitim görmüştür. Cezayir’i kana bulayan GİA kadrolarını İngiltere’de devşirmiştir. DAEŞ’in en önemli tetikçileri hep İngiltere’den gelen savaşçılar olmuştur.

DAEŞ (ISIS), El Kaide, Boko Haram, Eş Şebab, FETÖ, Hizbullah, PKK, PYD, Asala, DHKP-C, Kızıl Tugaylar, Polpot benzeri terör örgütleri İngiliz derin devletinin taburları konumundadır. Bu yapının girdiği her yerde kan ve gözyaşı oluk oluk akar.

Bu liste daha sayfalarca uzayıp gidebilir. Özetlemek gerekirse insanlık tarihinin son 300 yılı İngiliz derin devletinin kana buladığı bir tarih olmuştur. Kendi ülkesinin insanları da dahil yüz milyonlarca masum bu ırkçı, sömürgeci, menfaatperest, acımasız, vahşi katillerin elinde can vermiştir. Tarihin en büyük soykırımlarını İngiliz Derin Devleti gerçekleştirmiştir. İngiliz halkının da büyük acılar yaşamasına sebep olmuştur.

Maskelerin düştüğü ve gerçek yüzlerin ortaya çıktığı, Türkiye’de silahlı kalkışmanın yaşandığı 15 Temmuz 2016’da, Türkiye’ye 100 mil uzaklıktaki Kıbrıs’ın güneybatı sahilinde bulunan Kraliyet Hava Kuvvetleri üssünde binlerce askerini konumlandıran ve Akdeniz’e Kraliyet Donanması savaş gemilerini gönderen İngiltere, yüzlerce jet, helikopteri –sözde- 50 bin civarı Britanyalı’yı tehlikeden uzaklaşmalarına yardımcı olmak için görevlendirmişti. Askerler bu operasyona müdahele etmeye kalkışacak “yerel isyancılara” ateş etmekte serbestti. İngiltere’nin darbe öncesi bu hazırlıkları, kendi vatandaşlarını kurtarma girişiminin ötesinde, adeta bir planını andırır nitelikteydi.

Türkiye’ye tek destek olan Rusya ile her yönde ikili ilişkilerin hızla gelişmesinden sonra, Suriye meselesinin çözüm sürecinde bir araya gelen üçlü blokun bölgeye barış ve birlik getireceğini gören İngiliz derin devleti bu durumdan da hayli rahatsız oldu. Darbe girişimi günlerinde işgale hazır vaziyette olayları izleyen İngiltere, son günlerde Türkiye’ye karşı son derece sözde ‘dostane’ ve ‘samimi’ tavırlar sergilemeye başladı. Elbette İngiliz halkıyla Türkiye’nin iyi ilişkileri önemlidir. Ancak İngiliz derin devletinin planları ne Türkiye’nin ne de kendi halkının faydasına yönelik değildir, hiçbir zaman olmamıştır.

Bu çapta organize olmuş, ülkelerin kılcal damarlarına nüfuz etmiş bir yapının oyunları karşısında ise hiçbir lider, hiçbir millet, hiçbir devlet kendi tek başına ayakta kalamaz. Bu kirli planları durduracak olan iyilerin ittifakıdır. Rusya ile Türkiye arasında son bir yılda Putin ve Erdoğan’ın inisiyatifleri ile güçlü ve sarsılmaz bir ittifakını temelleri atılmıştır. Dünyayı İngiliz Derin Devleti belasından kurtarmak isteyen her temiz vicdana düşen bu ittifakı savunup desteklemektir.

Adnan Oktar’ın Katehon & News Rescue’da yayınlanan makalesi:

http://katehon.com/article/hub-world-evil-british-deep-state

http://newsrescue.com/hub-world-evil-british-deep-state/

news rescue adnan oktar the hub of world evil the british deep state Dünyadaki kötülüğün merkezi: İngiliz derin devleti

Ayrıca bakınız

Türkiye-ABD İlişkileri ve YPG Sorunu

Dünya siyasetinde liderler birbirleriyle dostane görüşmeler yaparken, bazen arka planda gelişen olaylar gerginlikleri tırmandırmaya devam …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir