İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI

İstihbarat savunmanın ana şartıdır. Devletler, güçlü istihbarat zeminine sahip olmak zorundadırlar; aksi takdirde, kolaylıkla sömürülebilir, yönlendirilebilir, isyan ve saldırılara açık hale gelirler.

Günümüzün güvensizlik ortamında ise ülkelerin milli istihbarat kurumlarının başka odakların eline geçmesi büyük bir risk arz etmektedir. Ülkeler, kendi milli istihbaratlarına güvenemediklerinde ve milli istihbaratlar başka odaklar için çalışmaya başladıklarında ülkelerden darbeler, isyanlar, savaşlar eksik olmamaktadır.

Bugün yaşanan durum büyük ölçüde budur. Dünyada pek çok ülkenin istihbarat kurumları, İngiliz derin devletinin etkisi altında hareket etmek zorunda bırakılmıştır. Kimisinin kurucusu ise doğrudan İngiliz derin devletidir. Dolayısıyla istihbarat kurumları büyük ölçüde İngiliz derin devletine gebe kalmış durumdadır. Dünya üzerindeki pek çok eylemde bir kısım istihbarat kurumlarının adının geçmesinin temel sebebi budur.

İstihbarat kurumlarının temel yöntemlerini yakından incelediğimizde bu gerçeği daha iyi görebiliriz.

İngiliz İç ve Dış İstihbaratı: MI5-MI6

İngiliz gizli istihbarat servisi MI6, dünyanın ilk istihbarat teşkilatı olarak bilinen İngiliz Askeri Haber Alma Teşkilatı’nın 6. kısmını temsil etmektedir. Sadece Kraliçe’ye karşı sorumludur. Kraliçe Elizabeth, MI6’in M bölümü tarafından bilgilendirilmektedir ve bu onu, ABD Başkanlarından bile daha bilgili hale getirmektedir.313 MI5 iç istihbarattan sorumluyken, MI6 sadece dış istihbarata yönelmiştir.

Tek istisnası ise Kuzey İrlanda’dır. Kuzey İrlanda, Britanya’nın parçası olmasına rağmen, İngiliz Dış İstihbarat Servisi MI6 tarafından izlenmektedir.

MI6, II. Dünya Savaşı sırasında Churchill tarafından kurulan Özel Operasyonlar İdaresi’nin (SOE) devamı niteliğindedir. Kuşkusuz II. Dünya Savaşı döneminde SOE’nin içinde ülkesini korumak adına canlarını siper eden vatanseverler bulunduğu gibi bugün de MI6 içinde bu uğurda çalışan vatanseverler bulunmaktadır. Fakat bu durum, her iki organizasyonun da İngiliz derin devleti projesi olduğu ve büyük ölçüde İngiliz derin devletinin himayesinde hareket ettikleri gerçeğini değiştirmemektedir. Söz konusu vatanseverler, buradaki ithamlardan münezzehtir.

SOE 3 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
2. Dünya Savaşı sırasında Churchill tarafından kurulan Özel Operasyonlar İdaresi (SOE)

MI6’in ilk oluşma süreci ise Osmanlı dönemine rastlar. Dünyanın ilk istihbarat teşkilatı olarak bilinen MI6, Rusya ile İngiltere arasında gerçekleşen Reval Görüşmeleri’nin ardından Osmanlı Devleti’ndeki gelişmeleri yakından takip etmek için organize olmuştur. Bir başka deyişle şekillendiği ilk andan itibaren en büyük hedefi, Türkler ve Türk toprakları olmuştur. İngiliz tarihçi Keith Jeffery, 800 sayfalık The History of the Secret Intelligence Service 1909-1949 (Gizli İstihbarat Servisi’nin Tarihi 1909-1949) adlı eserinde, MI6’in Osmanlı’daki gelişmeleri takip etmek için kurulduğunu ve bu dönem boyunca Osmanlı yönetim birimlerinin MI6 ajanlarınca takip edildiğini açıkça belirtmektedir.

MI5 2 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
(Üstte) MI5 Binası

(Altta) MI6’in Osmanlı’daki gelişmeleri takip etmek için kurulduğunu belgeleyen İngiliz tarihçi Keith Jeffery

keith jeffrey 300x223 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARIAnkara Üniversitesi’nden Bülent Gökay, “Spying in the Ottoman Empire” (Osmanlı İmparatorluğunda Casusluk) isimli makalesinde ilk İngiliz ajanların 1878’de Abdülhamid döneminde Osmanlı Devleti’nde faaliyetlerine başladığını belirtmektedir. Dolayısıyla, henüz MI6 kurulmadan önce bile, İngiliz derin devleti Osmanlı topraklarında ajanlık faaliyetlerine başlamıştır. Konuyla ilgili detaylı bilgilere kitabın 1. cildinden ulaşabilirsiniz.

Savaş tarihi uzmanlarından John Ferris, MI6 sayesinde Osmanlı yöneticilerinin çok yakından izlendiğini, attıkları adımların daha önce bilindiğini belirterek “İngiltere’nin kazananı belli bir satranç oyunu oynadığını” söylemektedir.314

HaroldGibson İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
Cumhuriyetin ilk yıllarında İngiltere’den Türkiye’ye gönderilen iki ajan Harold Gibson (en solda) ve Wilfred Dunderdale (solda)

Ferris, The British Army and Signals Intelligence During the First World War (I. Dünya Savaşı’nda İngiliz Ordusu ve Sinyal İstihbarat) adlı eserinde Arap, Ermeni ve Rum isyanlarının MI6 ajanlarının denetiminde çıktığını açıkça söylemektedir. MI6 ajanlarının, başta Enver ve Talat Paşa olmak üzere çok sayıda Osmanlı subayı ve devlet adamı ile yakın ilişkide olduğunu söyleyen Ferris, MI6’in bu devlet adamlarını da kullandığını belirtmektedir.

İngiliz tarihçi Keith Jeffery’e göre ise İngiltere, sadece Osmanlı’da değil, yeni Türkiye Cumhuriyeti’ndeki istihbarat faaliyetlerine de erken başlamıştır. MI6, bu yüzden en önemli ajanlarını Türkiye’ye göndermiştir. Özellikle İstanbul’a gelen ajanlar daha sonra en üst noktalara tırmanmışlardır. Bu yıllarda Türkiye’ye yollanan iki ajan Harold Gibson ve Wilfred Dunderdale özel olarak görevlidirler.315

İngiliz İstihbaratı Görev Sahası

Eski MI5 ajanı Annie Machon, İngiliz istihbarat servislerinin amacının devletin menfaatlerini korumak olduğunu belirtmiştir. Machon, kesin sınırları hiçbir zaman çizilemeyen ulusal güvenlik kavramını da oldukça elastiki bir nosyon şeklinde tanımlamıştır. Machon’a göre bu uğurda yapılan eylemler, farklı yasa dışı etkinlikleri kapsayabilir veya bu yasa dışı etkinlikleri kapatmak için kullanılabilir.

Machon, MI6’in yurt dışı faaliyetlerini genellikle konsolosluklardan yürüttüklerini belirterek, İngiliz istihbaratının etkinlik alanı içinde Türkiye’nin anahtar bir nokta olduğunu düşündüğünü söylemiştir. Machon’a göre bu nedenle İngiliz istihbaratı burada çok etkindir. Machon, İngiliz Dijital İstihbarat Servisi’nin (GCHQ) Kıbrıs’ta, bütün Doğu Akdeniz’de gerçekleşen iletişimi dinlemek ve analiz oluşturmak için kurulan çok büyük bir dinleme istasyonu bulundurduğunu belirtmektedir. İngiliz Dijital İstihbarat Servisi’nin asli görevi, siyasetçi, gazeteci, avukat vs. herkesi dinlemektir. Machon’a göre onlar için bölgede dinlenmeyecek kimse yoktur.

AnnieMachon 270x300 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
İngiliz istihbaratı ile ilgili pek çok bilinmeyeni ifşa eden eski MI5 ajanı Annie Machon

Machon, İngiliz istihbaratının, örneğin Türkiye’den bir ajan ya da yancı edinmek istediğinde izlediği stratejiyi ise şöyle anlatmıştır:

Potansiyel bir ajana üç yol ile yaklaşırlar. Birincisi; para ve ideoloji diğeri ise uzlaşma ve ego. Para, ideoloji ve ego yumuşak güçler. Sizinle çalışmayı onlar istiyorlarsa sana daha fazla iş birliğinde bulunacaklardır. Bu kişiyi tatile elinde bir çanta para ile yollarsın. Diğer bir yol ise ideolojidir. O da sizinle çalışmak isterse faydalı bir aktivite olur. Tabii ki bir de ego var.316

Machon, İngiliz derin devletine bağlı istihbarat kurumlarının, ana akım medyayı da hakimiyet altına aldığını açıkça belirtmektedir:

Mesela editörler arasında da ajan hiyerarşisi vardır. Neleri dahil edecekler, neleri dahil etmeyecekler bunları belirlerler. Kimisi muhabirdir. Aynı zamanda siyasetçilerle gazete çalışanları arasında bir iş birliği olur. Mesela gazeteciler ünlülerin telefonlarını kurcalar onların bilgilerini alır. Daha sonra siyasetçiler de usulsüzlüğün üstünü kapatır. Tabi ki İngiliz İstihbarat Servisi’nin (MI6) de bilişim operasyonları var.317

Eski MI5 ajanı Annie Machon, ana akım medyanın direk İngiliz derin devletinin kontrolünde olduğunu ve bu kontrolün, dünya siyasetine doğrudan etki ettiğini açık bir şekilde dile getirmiştir. Bu konuda kuşkusuz en çok konuşulan isim, özellikle İngiltere ve ABD’de en büyük medya gücünü elinde barındıran Rupert Murdoch’tır. Machon, bu konuyla ilgili şunları söylemiştir:

Murdoch İngiltere’de yıllardır “Kingmaker” (Kral Yapan) takma adıyla bilinmekte. Onun ve gazetesinin desteklediği başbakan adayı genellikle seçimi kazanır. … 1997’de seçimi ezici üstünlükle kazanmadan önce, Tony Blair’in Murdoch tarafından dünyanın öteki ucuna çağrıldığını biliyoruz. Bence bu başbakanlığı isteyip istemediğine karar verilen bir iş görüşmesiydi. Görüşmeden sonra Murdoch ve gazetesi Tony Blair’i destekledi ve o da seçimi kazandı. Aynı durum David Cameron için de geçerli. Kısaca bütün siyasetçiler Murdoch’a kur yapıyorlar. … Murdoch “atlayın” dediğinde siyasetçilerin soracağı soru; “ne kadar yüksekten” olacaktır.

Ana akım medyanın üst düzeylerinin, doğrudan İngiliz derin devletinin etkisi altında faaliyet yürüttükleri bir sır değil kuşkusuz. Murdoch, söz konusu isimler arasında en fazla öne çıkmış olmasıyla ünlü.

Machon, özellikle İngiliz istihbaratının kaynak olarak çoğunlukla gazetecileri kullandığını ve bir kısım gazetecilerin, özel istihbarat şirketlerine bilgi vererek ek gelir elde ettiklerini belirtmektedir. Bu şirketler, Stratfor, Diligence, Crawl, Blackwater gibi özel istihbarat kaynaklarıdır ve genellikle MI6 ya da CIA tarafından doğrudan halledilmesi sakıncalı olan işleri halletmektedirler.318

MI6: Fifty Years of Special Operations (MI6: Özel Operasyonların Elli Yılı) kitabının yazarı Stephen Dorril’in görüşlerine yer verilen “Playing Dirty – MI6 Documentary” (Hile Yapmak-MI6) belgeselinde, MI6 operasyonları ve bunlar için kullanılan taşeron şirketlerle ilgili şu açıklamalar yer almıştır:

cameron murdoch İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
Machon’un bildirdiğine göre Rupert Murdoch, yıllardır İngiltere’de “kingmaker” (kral yapan) olarak bilinmektedir. Başbakanlık koltuğuna, genelde onun gazetelerinin desteklediği kişiler oturmaktadır.

MI6 dünyadaki politik durumu değiştirmek için black ops (kara operasyonlar) gerçekleştiriyor. (Stephen Dorril): “Buna hükümetleri devirmek, psikolojik operasyonlar, kara propaganda yapmak gibi işlemler dahil.” Bu operasyonların istihbarat merkezleriyle ilişkilendirilememesi için ise genelde taşeronlar kullanıyorlar.319

Açıkça görülebildiği gibi MI6 gibi doğrudan Kraliçe’ye bağlı bir kısım ana istihbarat kurumları, genellikle işlerini taşeron özel istihbarat kurumları, çeşitli ülkelerden devşirilen ajan ve yancılar, özellikle ana akım medya adına çalışan bir kısım gazeteciler yoluyla halletmektedirler. İngiliz derin devleti, dünyaya hakim olma hedefindeki temel mekanizmanın istihbarat olduğunu gayet iyi bildiğinden, istihbarat ve medya kurumlarına geniş anlamda hakim olmuş durumdadır.

MI6’in İngiliz Askerleri Üzerinde Yaptığı Yasa Dışı Deneyler

İngiliz Dış İstihbarat servisi MI6’in, 1950’li yıllarda yürüttüğü gizli deneylerde, İngiliz askerlerine kendilerinden habersiz şekilde LSD kullandırttığı ortaya çıkmıştır. Söz konusu askerlere bahane olarak da grip virüsüne karşı bir tedavi arandığı söylenmiştir. Askerler bu yüzden deneye katılmayı kabul etmişlerdir. Ama işin aslında, gizlice LSD verilerek, sakladıkları sırları bu maddenin etkisi altında itiraf edip etmedikleri gözlenmiştir.1

Ayrıca İngiliz yetkililerin sinir gazı deneylerinde de kendi askerlerini kullandığı ortaya çıkmıştır. Bu sebeple İngiliz hükümeti tazminat ödemeye mahkum edilmiştir. İngiliz askeri laboratuvarında, on yıllar boyunca kimyasal ve biyolojik silah deneylerinde binlerce genç kullanılmıştır.2

Bu deneyler, Soğuk Savaş yıllarının en gerilimli günlerine rastlamaktadır. O yıllarda İngiliz derin devleti, düşmandan rahatlıkla istihbarat toplayabilecekleri bir sihirli maddenin peşindedir. İşte bu nedenle kendi askerlerini bile kobay olarak kullanmaktan çekinmemiştir.

LSDasker İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
MI6’in, Soğuk Savaş yıllarında, kendi ülkesinin askerleri üzerinde dahi çeşitli yasa dışı deneyler yaptığı belgelenmiştir.
  1. Rob Evans, “MI6 pays out over secret LSD mind control tests”, The Guardian, 24 Şubat 2006, https://www.theguardian.com/uk/2006/feb/24/military.past
  2. İngiltere’de kobay asker skandalı, Evrensel, 20 Ağustos 1999, https://www.evrensel.net/haber/117388/ingiltere-de-kobay-asker-skandali

MI5 Ajanının İtirafı: “Prenses Diana’yı Ben Öldürdüm!”

2017 yılının Haziran ayında ölüm döşeğindeki eski MI5 ajanı John Hopkins, çeşitli itiraflarda bulundu. 80 yaşındaki emekli MI5 ajanı, 1973-1999 yılları arasında 23 ayrı suikast gerçekleştirdiğini ve bunların arasında Prenses Diana’nın da bulunduğunu itiraf etti.

Kendisinin teşkilat tarafından tetikçi olarak kullanıldığını belirten Hopkins, genellikle ülke içinde İngiltere’ye tehdit teşkil edilen kişileri yok etmekle görevlendirildiğini açıkça belirtti. Hopkins’in ifadelerine göre öldürülenlerin çoğu politikacı, aktivist, gazeteci ve sendika liderleri.

Hopkins, öldürdükleri arasında, kadın olması ve Kraliyet ailesine mensup olması nedeniyle Lady Diana’nın ayrıcalık taşıdığını ve ölüm emrinin Kraliyet ailesi tarafından verildiğini belirtmiştir. İngiltere’de Kraliyet ailesinin doğrudan İngiliz derin devletinin yoğun baskısı ve kontrolü altında olduğunu unutmamak gerekmektedir. Lady Diana, İngiliz derin devletinin kirli işleriyle ilgili çok fazla detay bilmesi nedeniyle İngiliz derin devleti tarafından katledilmiş; bunun için de Hopkins gibi kiralık katiller kullanılmıştır.

Hopkins’in açıklamaları şöyledir:

Lady Diana, Kraliyete ait çok fazla sır biliyordu. İçinde büyük bir kin vardı ve bütün bu çılgınca iddiaları kamuoyuna açıklayacaktı. Patronum bana onun ölmesi gerektiğini söyledi ve biz de bunu bir kaza olarak gösterdik. Daha önce bir kadın, hele ki bir prenses öldürmemiştim. Ama kurallara uydum; bunu Kraliçe ve ülke için yaptım.

diana suikast3 1 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
Ölüm döşeğindeki MI5 ajanı John Hopkins, hayatının son günlerinde, Lady Diana’yı kendisinin öldürdüğünü itiraf etmiştir. Hopkins, teşkilat tarafından tetikçi olarak kullanılmaktadır.

Hopkins, bu konuda açılacak herhangi bir soruşturmanın sonsuza kadar süreceğini ve oldukça karmaşık olacağını, çünkü MI5 aktiviteleri ile ilgili oldukça az yazılı belge bulunduğunu belirtmiştir.

diana suikast2 İSTİHBARAT SERVİSLERİNDE DERİN DEVLET BAĞLANTILARI
Lady Diana’nın ölüm emri, doğrudan İngiliz derin devleti tarafından verilmiştir. Hopkins’e göre Diana için verilen bu emir, çok fazla sır bilmesi nedeniyledir.

Bu görevi neden reddetmediği veya bu entrikayı neden deşifre etmediği kendisine sorulduğunda ise “MI5 ajanlarının Krallığa karşı bağlılık yeminleri vardır, Kraliyet ailesi söz konusu olduğunda tarafsız olamayız” cevabını vermiştir.1 Aslında burada Hopkins’in belirttiği, ölüm döşeğinde de olsa açıkça ifade edemediği ama sadece bir şifresini verdiği konu, bütün bu suikastların İngiliz derin devleti denetimi altında gerçekleştiği ve Kraliyet ailesinin, İngiliz derin devletinin direktiflerini uygulamaya mecbur bırakılmış bir sistemin liderliğini üstlendiğidir. Hileli diplomasiyi her zaman ustalıkla kullanan İngiliz derin devleti, burada da ön plana Kraliyet ailesini çıkarmakta, tüm kirli işlerden onların sorumlu tutulmasını sağlamakta, tüm emirlerin onlardan çıktığı imajını vermeye çalışmaktadır. Böylelikle yine, perde arkasında kalan ve bu sayede de sinsi faaliyetlerini aksatmadan yerine getiren İngiliz derin devleti olmaktadır. Lady Diana’nın dünyanın gözleri önünde katledilmesi, buna verilecek en önemli ve en elim örneklerdendir.

 

  1. Baxter Dmitry, “Retired MI5 Agent Confesses On Deathbed: ‘I Killed Princess Diana'”, Your News Wire, 19 Haziran 2017, http://yournewswire.com/mi5-agent-killed-princess-diana/

DİPNOTLAR:

  1. Dr. John Coleman, Diplomacy By Deceptio: An Account Of The Treasonous Conduct By The Governments Of Britain and The United States, Bridger House Publishers, 1993, s. 198
  2. “MI6 Osmanlı’yı izlemek için kurulmuş!”, Dünya Bülteni, 6 Ekim 2010, http://www.dunyabulteni.net/?a Type=haber&ArticleID=131483
  3. “Milli Mücadele’de James Bond”, Habertürk, 4 Kasım 2012, http://www.haberturk.com/yasam/haber/791020-milli-mucadelede-james-bond
  4. “Annie MACHON (İngiliz Ajan)’dan Yaz-Boz’a Özel Olay Açıklamalar!”, 14 Aralık 2014, http://www.yolcumisali.com/2014/12/annie-machon-ingiliz-ajan-dan-yaz-boza-ozel-olay-aciklamalar.html
  5. “Annie MACHON (İngiliz Ajan)’dan İngiliz İstihbaratı ve Sosyal Medya”, 14 Aralık 2014, http://www.yolcumisali.com/2014/12/annie-machon-ingiliz-ajan-dan-ingilz-istihbarati-ve-sosyal-medya.html
  6. “Annie MACHON (İngiliz Ajan)’dan Yaz-Boz’a Özel Olay Açıklamalar!”, 14 Aralık 2014, http://www.yolcumisali.com/2014/12/annie-machon-ingiliz-ajan-dan-yaz-boza-ozel-olay-aciklamalar.html
  7. Playing Dirty – MI6 Documentary, Youtube,

Ayrıca bakınız

İNGİLTERE’NİN TÜRKİYE’Yİ SAVAŞA DAHİL ETME ÇABALARI

İngiliz derin devleti, II. Dünya Savaşı’nın yaklaşmasıyla, Türkiye’yi savaşa dahil etmeye çalışmıştır. I. Dünya Savaşı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.